university ile ilgili cümleler

I study at a university. <----> Ben bir üniversitede çalışırım.

I work for a university. <----> Bir üniversite için çalışıyorum.

Where’s your university? <----> Ãœniversiten nerede?

I go to Hyogo university. <----> Hyogo Ãœniversitesi’ne gidiyorum.

I go to Tokyo university. <----> Tokyo Ãœniversitesine gidiyorum.

My university has a dorm. <----> Ãœniversitemin bir yatakhanesi var.

He’s a university student. <----> O bir üniversite öğrencisi.

I am a university student. <----> Ben bir üniversite öğrencisiyim.

I am a university student. <----> Ãœniversiteliyim.

This university is famous. <----> Bu üniversite ünlüdür.

He is a university student. <----> O bir üniversite öğrencisi.

My university is different. <----> Benim üniversitem farklı.

This is a famous university. <----> Bu ünlü bir üniversitedir.

Tom is a university student. <----> Tom üniversite öğrencisi.

I’ve got a university degree. <----> Ãœniversite derecem vardı.

My university has a dormitory. <----> Benim üniversitemin bir yurdu vardır.

My university has dormitories. <----> Benim üniversitemin yurtları var.

Tom is a university professor. <----> Tom bir üniversite profesörüdür.

university is a waste of time. <----> Ãœniversite zaman kaybıdır.

My sister goes to a university. <----> Kız kardeşim bir üniversiteye gitmektedir.

Tom isn’t a university student. <----> Tom bir üniversite öğrencisi değil.

Tom attended Harvard university. <----> Tom Harvard Ãœniversitesine katıldı.

When was the university founded? <----> Ãœniversite ne zaman kuruldu?

Chen is not a university student. <----> Chen bir üniversite öğrencisi değil.

When was this university founded? <----> Bu üniversite ne zaman kuruldu?

Harvard is a wonderful university. <----> Harvard harika bir üniversite.

He studied law at Yale university. <----> Yale Ãœniversitesinde hukuk eğitimi aldı.

I am a senior at Hyogo university. <----> Hyogo Ãœniversitesinde son sınıf öğrencisiyim.

I graduated from Kyoto university. <----> Kyoto Ãœniversitesi’nden mezun oldum.

I study at a university in Boston. <----> Boston’daki bir üniversitede okuyorum.

I’m actually a university teacher. <----> Aslında bir üniversite öğretmeniyim.

Our university has a good library. <----> Ãœniversitemizin iyi bir kütüphanesi var.

The university declined to answer. <----> Ãœniversite cevap vermeyi reddetti.

He graduated from Tokyo university. <----> O, Tokyo Ãœniversitesi’nden mezun oldu.

I am a student at Hyogo university. <----> Hyogo Ãœniversitesi’nde öğrenciyim.

Is the university library open now? <----> Ãœniversite kütüphanesi şimdi açık mı?

Is the university library open now? <----> Ãœniversite kütüphanesi şu an açık mı?

She graduated from Kobe university. <----> Kobe üniversitesinden mezun oldu.

I am a student at London university. <----> Londra Ãœniversitesi’nde bir öğrenciyim.

I am a student at Oxford university. <----> Ben, Oxford Ãœniversitesi’nde bir öğrenciyim.

I wish he had gone on to university. <----> Keşke üniversiteye gitseydim.

That university was my first choice. <----> O üniversite benim ilk tercihimdi.

This university was founded in 1843. <----> Bu üniversite 1843’de kuruldu.

Tom is attending Harvard university. <----> Tom, Harvard Ãœniversitesi’ne devam ediyor.

Tom’s dad is a university professor. <----> Tom’un babası üniversite hocası.

At which university are you studying? <----> Hangi üniversitede okuyorsun?

At which university are you studying? <----> Hangi üniversitede öğrenim görüyorsun?

He is studying law at the university. <----> O, üniversitede hukuk eğitimi alıyor.

I’m studying economics at university. <----> Ãœniversitede ekonomi okuyorum.

Is the university‘s library open now? <----> Ãœniversite kütüphanesi şimdi açık mı?

I graduated from university last year. <----> Ãœniversiteden geçen yıl mezun oldum.

Most of them were university students. <----> Onların çoğu üniversite öğrencileriydi.

Our university has a beautiful campus. <----> Ãœniversitemizin güzel bir kampüsü var.

She was admitted to Waseda university. <----> Waseda Ãœniversitesine kabul edildi.

Tom is a university student, isn’t he? <----> Tom bir üniversite öğrencisi, değil mi?

Tom quit attending university classes. <----> Tom üniversite derslerine girmeyi bıraktı.

Which university do you want to go to? <----> Hangi üniversiteye gitmek istiyorsun?

Harvard university was founded in 1636. <----> Harvard Ãœniversitesi, 1636’da kuruldu.

I have two children away at university. <----> Ãœniversitede uzakta iki çocuğum var.

There is a cafeteria in the university. <----> Ãœniversitede bir kafeterya var.

This was why he entered the university. <----> Onun üniversiteye girme nedeni buydu.

Are you thinking of going to university? <----> Ãœniversiteye gitmeyi düşünüyor musun?

He entered Tokyo university this spring. <----> O, bu bahar Tokyo Ãœniversitesine girdi.

I study music at a university in Boston. <----> Boston’da bir üniversitede müzik eğitimi görüyorum.

I’m studying at the university of Hyogo. <----> Ben Hyogo Ãœniversitesi’nde eğitim alıyorum.

He is studying history at the university. <----> O, üniversitede tarih eğitimi alıyor.

I majored in chemistry at the university. <----> Ãœniversitede kimya eğitimi aldım.

I majored in philosophy at my university. <----> Ãœniversitemde psikoloji dalında uzmanlaştım.

Tom studied philosophy at the university. <----> Tom üniversitede felsefe okudu.

When were you admitted to the university? <----> Ãœniversiteye ne zaman kabul edildiniz?

He becomes a university student this year. <----> O bu yıl bir üniversite öğrencisi olur.

He is a doctor and a university professor. <----> O bir doktor ve bir üniversite profesörüdür.

I hear he is a Tokyo university professor. <----> Ben onun Tokyo Ãœniversitesi profesörü olduğunu duyuyorum.

I will go to the university tomorrow, too. <----> Ben de yarın üniversiteye gideceğim.

I will go to the university tomorrow, too. <----> Yarın ben de üniversiteye gideceğim.

Our university is in the suburbs of Tokyo. <----> Ãœniversitemiz Tokyo banliyölerindedir.

He was a professor at Cambridge university. <----> Cambridge Ãœniversitesi’nde hocaydı.

He was a professor at Cambridge university. <----> Cambridge Ãœniversitesi’nde profesördü.

He was granted admission to the university. <----> O, üniversiteye kabul edildi.

I belong to a tennis club in my university. <----> Ãœniversitemde bir tenis kulübü üyesiydim.

Our university usually starts on April 1st. <----> Bizim üniversite genellikle Nisanın 1’inde başlar.

This university was founded by Tom Jackson. <----> Bu üniversite Tom Jackson tarafından kuruldu.

Tom graduated from a very elite university. <----> Tom, çok elit bir üniversiteden mezun oldu.

Tom will be a university student this year. <----> Tom bu yıl bir üniversite öğrencisi olacak.

He’s a professor at the National university. <----> O, ulusal üniversitedeki bir profesör.

I majored in European history at university. <----> Ãœniversitede Avrupa tarihi öğrenimi aldım.

My father graduated from Harvard university. <----> Babam Harvard Ãœniversite’sinden mezun oldu.

Tom majored in literature at the university. <----> Tom üniversitede edebiyatı asıl branş olarak aldı.

My parents expect me to enter the university. <----> Ailem benim üniversiteye girmemi umuyor.

The university bears the name of its founder. <----> Ãœniversite kurucusunun adını taşımaktadır.

His parents told him to get into a university. <----> Ebeveynleri ona bir üniversiteye girmesini söyledi.

How many teachers does this university employ? <----> Bu üniversite kaç öğretmen çalıştırıyor?

I want to study Japan’s history at university. <----> Ãœniversitede Japonya tarihi okumak istiyorum.

I’m a fourth-year student at Hyogo university. <----> Hyogo Ãœniversitesinde dördüncü sınıf öğrencisiyim.

The university administration lowered tuition. <----> Ãœniversite yönetimi okul ücretlerini düşürdü.

He became a university student and got married. <----> O bir üniversite öğrencisi oldu ve evlendi.

How many students are there in your university? <----> Ãœniversitenizde kaç tane öğrenci var?

I hope to graduate from university next spring. <----> Gelecek bahar üniversiteden mezun olayı umuyorum.

He is saving money in order to go to university. <----> Ãœniversiteye gitmek için para biriktiriyor.

My daughter graduated from the university today. <----> Bugün kızım üniversiteden mezun oldu.

The scholarship enabled her to go to university. <----> Burs onun üniversiteye gitmesini sağlamıştır.

The university graduated 500 students last year. <----> Ãœniversite geçen yıl 500 öğrenci mezun etti.

Tom’s dream is to go to a university in England. <----> Tom’un hayali İngiltere’de bir üniversiteye gitmek.

Is it OK to drink beer on your university campus? <----> Senin üniversite kampüsünde bira içmek sorun yaratır mı?

My first day in the university was rather boring. <----> Ãœniversitedeki ilk günüm oldukça sıkıcıydı.

He asked me whether he should go on to university. <----> O, üniversiteye gidip gitmemesi gerektiğini bana sordu.

He depends on his parents for his university fees. <----> O, üniversite ücretleri için ebeveynlerinin eline bakıyor.

I got to know Tom when I was a university student. <----> Bir üniversite öğrencisiyken Tom’u tanırdım.

I like that university, but it’s too near my home. <----> O üniversiteyi seviyorum ama o evime çok yakın.

I understand now why he didn’t go to a university. <----> Onun niçin üniversiteye gitmediğini şimdi anlıyorum.

Apparently, Tom is going to a university in Boston. <----> Görünüşe göre, Tom Boston’daki bir üniversiteye gidiyor.

He is a professor of economics at Hyogo university. <----> O Hyogo Ãœniversitesi’nde bir ekonomi profesörü.

I didn’t know whether I wanted to go to university. <----> Ãœniversiteye gitmek isteyip istemediğimi bilmiyordum.

It has been her dream to be a university professor. <----> Bir üniversite profesörü olmak onun hayali oldu.

Our university graduates 1,000 students every year. <----> Ãœniversitemiz her yıl 1000 öğrenci mezun ediyor.

She was only 18 when she graduated from university. <----> O, üniversiteden mezun olduğunda sadece 18 yaşındaydı.

There are ten thousand students in this university. <----> Bu üniversitede on bin tane öğrenci var.

Tufts university is a very famous school in Boston. <----> Tufts Ãœniversitesi Boston’da çok ünlü bir okul.

All students are free to use the university library. <----> Bütün öğrenciler üniversite kütüphanesini kullanmakta serbesttirler.

He was a former university professor and researcher. <----> O eski bir üniversite profesörü ve araştırmacısıydı.

I didn’t think that university would be so much fun. <----> Ãœniversitenin çok eğlenceli olacağını düşünmemiştim.

The president of the university is likely to resign. <----> Ãœniversite başkanının istifa etmesi olasıdır.

They have a very good curriculum at that university. <----> Onların o üniversitede çok iyi bir müfredatı var.

A university job would give you a lot more free time. <----> Bir üniversite işi çok sana daha çok istirahat zamanı verirdi.

Cambridge is the most famous university in the world. <----> Cambridge dünyanın en ünlü üniversitesidir.

His parents said that he should go to the university. <----> Onun ebeveynleri onun üniversiteye gitmesi gerektiğini söyledi.

It was at Oxford university that Tom studied history. <----> Tom’un tarih öğrenimi gördüğü yer Oxford Ãœniversitesiydi.

Tom Jackson founded this university thirty years ago. <----> Tom Jackson bu üniversiteyi otuz yıl önce kurdu.

Tom and Mary both graduated from the same university. <----> Tom ve Mary her ikisi de aynı üniversiteden mezun oldu.

Tom and Mary both graduated from the same university. <----> Hem Tom hem de Mary aynı üniversiteden mezun oldular.

He is proud of having graduated from Tokyo university. <----> Tokyo Ãœniversitesi’nden mezun olmaktan gurur duyuyor.

In front of the university, there are some bookstores. <----> Ãœniversitenin önünde bazı kitapçılar var.

Many university students were against the Vietnam War. <----> Birçok üniversite öğrencisi Vietnam Savaşı’na karşıydı.

More than 40 percent of the students go to university. <----> Öğrencilerin %40’ından daha fazlası üniversiteye gidiyor.

The Geneva university Library has a good reading room. <----> Cenevre Ãœniversitesi Kütüphanesi’nin iyi bir okuma salonu vardır.

Tom and his sister are both students at this university. <----> Tom ve kız kardeşi her ikisi de bu üniversitede öğrenciler.

Tom and his sister are both students at this university. <----> Hem Tom hem de kız kardeşi bu üniversitede öğrenciler.

More than 40 percent of the students go on to university. <----> Öğrencilerin %40’ından daha fazlası üniversiteye gidiyor.

What is the role of the university in the modern society? <----> Ãœniversitenin modern toplumdaki rolü nedir?

The university was founded by his father twenty years ago. <----> Ãœniversite yirmi yıl önce onun babası tarafından kuruldu.

With those results, you won’t be able to go to university. <----> Bu sonuçlarla, üniversiteye gidemeyeceksin.

I am not sure yet if I will go to a university or get a job. <----> Ãœniversiteye mi gideceğimden ya da bir işe mi gireceğimden henüz emin değilim.

This university was founded by Tom Jackson thirty years ago. <----> Bu üniversite otuz yıl önce Tom Jackson tarafından kuruldu.

He entered the university after failing the examination twice. <----> O, sınavda iki kez başarısız olduktan sonra üniversiteye girdi.

There is a fairly small number of students at this university. <----> Bu üniversitede oldukça az sayıda öğrenci var.

The university decided to do away with this kind of examination. <----> Ãœniversite bu tür sınavı kaldırmaya karar verdi.

Tom and Mary both studied French at the same university in Boston. <----> Tom ve Mary ikisi de Boston’da aynı üniversitede Fransızca eğitimi gördüler.

I am studying electrical engineering at the university of Plymouth. <----> Plymouth Ãœniversitesi’nde elektrik mühendisliği okuyorum.

The majority of the successful candidates were university graduates. <----> Başarılı adayların çoğunluğu üniversite mezunudur.

I wish I could afford to send my daughter to an Ivy League university. <----> Keşke kızımı bir Ivy League üniversitesine gönderecek gücüm olsa.

Dr. Hellebrandt is an associate professor in that excellent university. <----> Dr. Hellebrandt bu mükemmel üniversitede yardımcı doçenttir.

I’m almost certain that Tom will get into the university of his choice. <----> Tom’un kendi seçtiği üniversiteye gideceğinden neredeyse eminim.

I’m almost certain that Tom will get into the university that he wants. <----> Tom’un istediği üniversiteye gideceğinden neredeyse eminim.

My sister, a university student, won first prize in the speech contest. <----> Kız kardeşim, bir üniversite öğrencisi, konuşma yarışmasında birincilik ödülü kazandı.

Some students in this university don’t even know how to talk to teachers. <----> Bu üniversitedeki bazı öğrenciler, öğretmenlerle nasıl konuşacaklarını bile bilmiyorlar.

I was going to try to get into Tokyo university, but I’ve changed my mind. <----> Tokyo Ãœniversitesine girmeye çalışıyordum ama düşüncemi değiştirdim.

It was not until I entered this university that I got acquainted with her. <----> Bu üniversiteye girinceye kadar onunla tanışmadım.

Now that my brother is a university student, he has to do a lot of reading. <----> Mademki erkek kardeşim bir üniversite öğrencisi, o çok okumak zorunda.

The teacher was quite candid about my chances of entering Tokyo university. <----> Öğretmen, Tokyo Ãœniversitesi’ne girme şansım hakkında oldukça samimiydi.

After he had graduated from the university, he taught English for two years. <----> O, üniversiteden mezun olduktan sonra, iki yıl boyunca İngilizce öğretti.

After he had graduated from the university, he taught English for two years. <----> Ãœniversiteden mezun olduktan sonra iki yıl İngilizce öğretti.

The university Administration decided to set up a branch campus in New York. <----> Ãœniversite Yönetimi, New York’ta bir şube kampüs kurmaya karar verdi.

When I was a university student, I always pulled an all-nighter before a test. <----> Bir üniversite öğrencisi iken her zaman bir sınavdan önce bütün gece çalışırdım.

As soon as he graduated from Keio university, he took over his family’s business. <----> O, Keio Ãœniversitesi’nden mezun olur olmaz ailesinin işini devraldı.

If I can get into university, I am hoping to learn to speak two foreign languages. <----> Eğer üniversiteye girebilirsem, iki yabancı dil konuşmayı öğrenmeyi umuyorum.

If the university doesn’t have enough students, the administration will cancel the class. <----> Ãœniversite yeterli öğrenciye sahip değilse, yönetim sınıfı iptal edecek.

The professor who invented it has the right to reasonable remuneration from the university. <----> Onu icat eden profesör, üniversiteden makul bir ücret hakkına sahip

There were demonstrations against the government by Japanese university students in the 1960’s. <----> 1960’larda Japon üniversite öğrencileri tarafından hükümete karşı yapılan gösteriler vardı.

What’s important isn’t which university you’ve graduated from, but what you learned while you were there. <----> Önemli olan hangi üniversiteden mezun olduğun değil fakat oradayken ne öğrendiğindir.

What is important is not which university you’ve graduated from but what you’ve learned in the university. <----> Önemli olan hangi üniversiteden mezun olduğun değil fakat üniversitede ne öğrendiğindir.

Every student who has graduated from our university has studied English with a native speaker for at least two years. <----> Ãœniversitemizden mezun olan her öğrenci anadili İngilizce olan biriyle en az iki yıl İngilizce çalıştı.

Yayım tarihi
inasentence olarak sınıflandırılmış